Gelişim Psikiyatri Kliniği

Strese Yatkın Kişilik Özellikleri

Neredeyse 50 yıldır kişilik yapısı ve stresle ilişkisi üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Günümüzdeki stres çalışmaları daha çok duygu, algısal süreçlere odaklansa da geçmişte yapılan bilimsel çalışmalar kişilik çeşitleri, farklı kişilik özellikleri ve davranışlar üzerrine yoğunlaşmıştır. Strese yatkın kişilik dendiğinde akla ilk gelen A tipi kişiliktir.

 

A Tipi Kişilik

San Francisco’da bir grup kardiyolog strese yatkınlığın fazla olduğu A tipi kişilik kavramını ortaya atmıştır. A tipi kişiliğin tanımlanan genel özelliklerine bakıldığında;

1- Rekabetçilik

2- Sözel Saldırganlık

3- Aşırı Çalışma-Efor Sarfetme

4- Kolayca Gevşeyememe

5- Zaman Yönetiminde Katılık

6- Kolayca Öfkelenme ve Düşmanlık hisleri

 

Karşımıza çıkmaktadır. A tipi kişilik özellikleri belirgin olan birinin; engellenme ve kaybetmeye tahammülü oldukça azdır. Sürekli başarma baskısı içinde rekabetten kendini alıkoyamaz. Hırçın ve sözel olarak saldırgandır, iğneleyici konuşma, sık sık çevresine patlama görülür. Çoğu zaman aynı anda 2 ya da daha fazla işi birlikte götürme gayretiyle ve sinir harbinde çalışır. Çalışmadığı ya da üretken olmadığı zamanlarda suçluluk hislerine daha yatkındır ve zamanı boşa harcamaktan hiç hoşlanmaz. Süpermarket kasasında sıra bekleme gibi durumlarda sıklıkla çabuk sabırsızlanır. Bu belirtilerin yanı sıra Tip A kişilikte sıkça karşılaşılan belirtiler; yüz, boyun ve alın kasları başta olmak üzere genel bedensel-kas gerginliği; patlayıcı ve yüksek sesle konuşma; iletişim esnasında karşıdakinin konuşmasını bitirmeye fırsat vermeden araya dalma; konuşan kişinin lafını bitirmesine olanak tanımadan tamamlama, aceleci davranışlardır.

 

Tip A kişilik özellikleri sergileyen bireyler genellikle sıkı çalışan ve başarılı insanlardır. Rekabetçi yapıları, sıkı çalışmaları ve yüksek motivastonları genellikle ekonomik ve yüksek statü sahibi olmayla ödüllendirilirken bunun bedeli çoğunlukla sağlık sorunlarının ortaya çıkması şeklindedir.

 

A Tipi Kişilik ve Sağlık Sorunları..

Bu alanda yapılan bilimsel çalışmalar; A tipi kişiliklerin yatkın olduğu rahatsızlıkları ortaya koymaktadır. Bunlar;

A tipi kişilikle ilgili yapılan çalışmalarda özellikle kronik öfke, yüksek kan basıncı, sigara kullanımı ve fiziksel egzersizin olmayışı ile kalp-damar rahatsızlıkları arasındaki güçlü ilişki ortaya konmaktadır.

 

C Tipi Kişilik ve Kansere Yatkınlık..

Umutsuzluk ve çaresizlik duygularının yoğun olarak yaşandığı C tipi kişilik davranışları sergileyen bireylerin özellikle kansere yatkınlığının daha fazla olduğu ortaya konmaktadır. Bu tarz kişilik özellikleri sergileyen bireyler; tekrarlayan başarısızlıklar ve stres karşısında vazgeçmeye ve umutsuzluk, çaresizlik geliştirmeye daha yatkındırlar. Bu tarz durumlarda anksiyete ya da diğer duygularla tepki vermek yerine bu tarz bireylerin duygularını sıkça bastırdığı ve duygusal tepkileri dışa vurmadığı söylenebilir. A tipi kişilikte öfke, kızgınlık, düşmanlık ve saldırganlık ön planda olabilirken C tipi kişilikte bu duyguların neredeyse hiçbiri görülmemekle beraber, kişi adeta ”kendi kaderine teslim olmuştur”.

 

C tipi kişilik özellikleri sergileyen bireylerde sıkça görülen bir diğer davranış kalıbı; kabul görebilmek için sürekli diğerlerini memnun etme üzerine yapılanmıştır. Bu nedenle sıklıkla diğerlerine ‘hoş”, ‘iyi’ görünebilmek pahasına öfke ve diğer olumsuz duyguları bastırma gayretindedir. Başka insanlar karşısında kendi değer ve sınırlarına sahip çıkabilmek, kendini ortaya koyabilmek oldukça zordur. Bu durum C tipi kişilik özellikleri sergileyen birinin bütünlüğüne tehdit niteliğindeyken, yaşam olayları karşısındaki pasif, edilgen tutumları çaresizlik, umutsuzluk hislerini güçlendirmektedir.

Bu alanda yapılan çalışmalar; rahim ağzı kanserinde umutsuzluk hissinin önemli bir yordayıcı olduğunu desteklemektedir. Öğrenilmiş Çaresizlik kavramını ortaya atan Martin Seligman çaresizlik ve umutsuzluğun 3 boyutundan bahsetmektedir;

1- BİLİŞSEL: Öğrenilmiş çaresizlik geliştiren kişiler bir ya da birden fazla başarısızlıktan sonra yaşamındaki problemleri çözemeyeceğine inanırlar.

2- DUYGUSAL: Tekrarlayan başarısızlıklar karşısında kişinin üstesinden gelemeyeceğine olan olumsuz inancı kronik depresyona zemin hazırlamaktadır.

3- DAVRANIŞSAL: Depresyon ve problemin çözülmesi yönünde motivasyonel azalma; enerji seviyesinde düşme ve yorgunluk gibi sonuçlara varabilmektedir.

 

Umutsuzluk ve çaresizliğin eşlik ettiği C tipi kişilik özellikleri sergileyen kişiler, zorluklar karşısında direnmek ve mücadele vermek yerine vazgeçmeye, teslim olmaya daha hazır bir yapıdadır. Savaşmak yerine teslim olmak rahatsızlıkların seyrinde olumsuz bir etkiye sahiptir. ”Mücadele ruhu” olarak da bilinen tutum ve davranışlar özellikle kanser hastalarında hayatta kalmayla ilişkilidir. ”Mücadele ruhu” olarak bahsedilen aslında tam olarak umutsuzluk/çaresizliğin zıttıdır. Göğüs kanseri hastalarıyla yapılan 15 yıl süren bir takip çalışmasında; hastalıkla mücadele eden hastaların, umutsuz/çaresiz yapıda olanlara göre 2 kat daha fazla hayatta kaldıklarını ortaya koymuştur. ”Öğrenilmiş İyimserlik” adlı kitabında ise Seligman, değişebilmenin mümkün olduğunu etkili bir şekilde ortaya koymaktadır. Psikoterapi, psikiyatrik destek alma, etkili stres yönetimi; umutsuzluk içindeki kişilerin yaşamları üzerindeki kontrolü yeniden kazanmasına, hayatlarındaki problem ve rahatsızlıklarla daha ”iyimser” şekilde başa çıkmasına yardımcı olabilmektedir.

 

Klinik Psikolog Onur ARSEL

 


Diğer Makaleler